İlim Rehberi

İlim & Bilgi Rehberiniz

Kuranın kitap haline getirlme aşamaları nelerdir

Kuran-ı Kerimin Kitap haline getirilme süreci,Kuranı kerim hangi süreçte kitap haline getirildi.

Hz. Peygamber’in vefatından sonra yapılan savaşlarda şehit olan Müslümanlar arasında çok sayıda Kur’an hafızı da bulunuyordu. İşte bu durum Hz. Ömer’i telaşlandırdı. O, başka savaşlarda da aynı sonu­cun doğabileceğini, hafızların azalmasıyla da Kur’an’a zarar gelebileceğini düşünerek Halife Hz. Ebubekir’ebaşvurdu ve Kur’an’ın bir kitap hâlinde bir araya getirilmesini önerdi. Halife Hz. Ebu Bekir, Peygamberimizin başkâtibi durumunda olan Zeyd b. Sabit başkanlığında bir komisyon kurarak Kur’an’ı bir kitap hâlinde toplamalarını emretti. Müslümanlara çağrıda bulunularak el­lerindeki nüshaları getirmeleri istendi. Ancak getirilen ayet ve surelerin kabul edilebilmesi için bunların getiren tarafından ezberlenmiş olması, Hz. Peygamber’in huzurunda yazılmış bulunması ve bunun da en az iki şahitle ispat edilmesi şartları arandı. Bir yıl kadar süren ci­ddi bir çalışmadan sonra Kur’an’ı bir araya ge­tirme işlemi tamamlandı ve toplanan nüshaya Mushaf adı verildi.

Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerindeki fetihler sırasında İslamiyet yeni yeni beldelere yayılıyor ve değişik kültürlere mensup kitleler Müslümanlığı kabul ediyorlardı. Müslüman- lar arasında herhangi bir anlaşmazlığa fırsat vermek istemeyen Hz. Osman, gerekli bilgi paylaşımlarından sonra yine Zeyd b. Sabit başkanlığında bir komisyon kurdu. Hz. Ebu Bekir devrinde derlenen ve Hz. Hafsa’da bulunan Mushaf esas alınarak yeni mushafların yazılıp çoğaltılmasını istedi. Komisyon ciddi bir çalışma sonunda istenilen görevi tamamladı. Esas nüsha Hz. Hafsa’ya geri verildi. Yazılan Mushaf’lardan birisi Medine’de bırakıldı ve adına “İmam Mushafı” adı verildi. Diğerleri de Mekke, Kufe, Basra, Şam, Yemen ve Bahreyn’e gönderildi. Böylece bu ilahî kitap, hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.

Kur’an-ı Kerim Yüce Yaratıcı’nın kıyamete kadar gelecek bütün insanlara indirdiği son ilâhî mesajıdır. O,bu yüce kelamı indirmekle beraber onun korunmasını da bizzat üzerine almıştır. Nitekim o, bu gerçekliği şöyle açıklamıştır: “Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) Biz indirdik Biz! Onun koruyucusu da elbette Biziz” (Hicr suresi,) Bu ilâhî beyan, onun korunmuşluğu konusunda müminler için en büyük güvencedir. Nitekim tarih de bunun canlı şahidi olmuştur.


 

Copyright © 2014
ilimrehberi.com. Her hakkı mahfuzdur.