İlim Rehberi

İlim & Bilgi Rehberiniz

Kader ile İlgili Kavramlar

Kader ile İlgili KavramlarKader ile İlgili Kavramlar

İrade: İrade, sözlükte “istek, arzu, dilek, emir, sevk ve güç” gibi manalara gelmektedir. Bu çerçeve de irade; Kişinin bir şeyin yapılmasına da  yapılmamasına da  bu iki şıktan birine kendi isteğiyle seçmesidir. İrade, küllî ve cüz’î diye ikiye ayrılır:

Külli irade : Küllî irade, Yüce Allah’ın mutlak iradesidir. Allâh dilediğini, dilediği zaman, dilediği şekilde yapar. O, bir şeyin olmasını istediğinde, kendisine engel olacak hiçbir güç yoktur. Bir şeyin olmasını dilediği zaman ona “ol” der, o da hemen oluverir. (Yâsin suresi, 82. ayet.). Kur’an’da Allah’ın iradesiyle ilgili olarak “Allah dilediğini yaratır.” (Âl-i İmrân suresi, 47. ayet.) denilmiştir.

Cüzi irade: Cüzi irade ise, Allah’ın kula verdiği, seçme yeteneği ve özelliğidir. İnsanı sorumlu kılan da budur. Eğer Allah insana irade özgürlüğü vermemiş olmasaydı kullarını yaptıklarından sorumlu kılmazdı. Nitekim irade sahibi olmayan melekler sorumlu değildir.

Yüce Allah Kur’an’da, insanın irade sahibi bir varlık olduğundan söz etmektedir. Söz gelimi, “Ey peygamber! De ki: Rabbinizden hak ve hidayet gelmiştir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin!” (Kehf suresi, 29. ayet.) ayeti bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Tevekkül: Tevekkül, Sözlükte “güvenmek, dayanmak, işi başkasına havale etmek” anlamlarına gelen tevekkül, terim olarak, hedefe ulaşmak için gerekli olan maddi ve manevi sebeplerin hepsine başvurduktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek ve sonucu ondan beklemek demektir. Mesela bir öğrenci başarılı olmak istiyorsa önce derslerini takip edip dinleyecek sonra zamanında ödev ve derslerini yapacak, ondan sonra başarılı olmak için Allah’a dua edecek, ona sığınacak ve sonucu ondan bekleyecektir. Bunların hiçbirisini yapmadan “Kader ne ise o olur.” tarzında bir anlayış tembellikten başka bir şey değildir ve İslam’ın tevekkül anlayışıyla bağdaşmaz. Yüce Allah bir ayette “...Kararını verdiğin zaman artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân suresi, 159. ayet.) buyurmuş, müminlerin yalnızca kendisine güvenmelerini emretmiştir. Tevekkül edene kendisinin yeteceğini bildirmiştir

Hz. Peygamber de devesini serbest bırakarak tevekkül ettiğini söyleyen bir kişiye, “Önce deveni bağla, sonra da Allah’a öyle tevekkül et!” (Tirmizî, “Kıyamet”, 60) buyurarak tevekkülden önce tedbirin alınması için uyarıda bulunmuştur.

Hayır ve Şer

Sözlükte “iyilik, iyi, faydalı iş ve fayda” anlamlarına gelen hayır, Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlar demektir. Sözlükte “kötülük, fenalık ve kötü iş” demek olan şer de Allah’ın hoşnut olmadığı, sevmediği, meşru olmayan, işlenmesi durumunda kişinin cezaya müstahak olacağı davranışlar anlamına gelir. Hayır ve şerri, insan tercih eder, Allah ise yaratır.

Rızık

Sözlükte “azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey” anlamına gelen rızık, terim olarak “Yüce Allah’ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey” diye tanımlanır. Bu tanıma göre rızık, helal olan şeyleri kapsadığı gibi haram olanları da kapsamaktadır. Her şeyin kaderle bağlantısı olduğu gibi rızık konusunun da kaderle bağlantısı vardır. Nitekim bir ayette şöyle buyrulmuştur: “Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum suresi, 37. ayet.) Rızkı yaratan ve veren Allah’tır. Kur’an’da, “Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ın üzerinedir...” (Hûd suresi, 6. ayet.) buyrulmuştur.

Ecel

Sözlükte “önceden tespit edilmiş zaman ve süre” anlamına gelen ecel, terim olarak insan hayatı ve diğer canlılar için belirlenmiş süreyi ve bu sürenin sonunu ifade eder. Her ferdin ve toplumun bir eceli vardır. Ecel tek olup Allah’ın kaza ve kaderiyledir. İnsanları dirilten, rızıklandıran ve ölümlü kılan Allah olduğundan, eceli belirleyen de odur. “Aranızda ölümü takdir eden biziz...” (Vakıa suresi, 60. ayet.) ayeti bu hususu ortaya koymaktadır. Kur’an ayetlerinden anlaşıldığına göre ecel ne vaktinden önce gelebilir ne de geciktirilebilir: “Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.” (A'râf suresi, 34. ayet; Yûnus suresi, 49. ayet.) “Allah eceli geldiğinde hiçbir kimse için erteleme yapmaz...” (Münâfikun suresi, 11. ayet.)

 

Sponsorlu Bağlantılar

Copyright © 2014
ilimrehberi.com. Her hakkı mahfuzdur.