İlim Rehberi

İlim & Bilgi Rehberiniz

Peygamberimizin yetimlere şefkati

Peygamberimizin yetimlere karşı davranışları

Peygamberimizin yetimlere şefkatiKendisi bir yetim olarak dünyaya gelen ve henüz altı yaşındayken annesini de kaybederek bir de öksüz kal­mış olan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.), kimsesizlerin ve yetimlerin korunması, onların haklarına sahip çıkılması hususuna büyük bir önem vermiştir.

Yetimlere sahip çıkmak, onlara en güzel şekilde bakmak, mü’minler için önemli bir sorumluluktur. Hz. Peygamber(SAV), “...Yetimlerin ihtiyacına koşan, Allah yolunda savaşa giden askerlerle, gündüzün oruç tutup, geceyi ibadetle geçiren gibidir.” (Buhari, Edebü'l-Müfred, 59.) buyurmuştur. Nitekim Peygamber Efendimizin mübarek eşi Hz. Aişe evinde kardeşinin yetimlerine bakmıştır. Efendimizin (SAV) evi yetimlerin ve kimsesizlerin bakıldığı, doyurulduğu, ihtiyaçlarının giderildiği bir yer olmuştur. O, yetimlere bakmanın bağışlanmaya ve cennete girmeye  vesile olacağını belirterek; “Her kim Müslümanlar arasın da bir yetimi tutar, götürür, yiyecek ve içeceğine onu ortak ederse Allah onu mutlaka cennete koyacaktır...” (Tirmizi, Birr ve Sıla, 14) buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimizin (SAV) amcasının oğlu Cafer b. Ebî Talib Mûte Savaşı’nda şehit düşmüştü. Peygamberimiz, bunu duyar duymaz hemen onun evine koşmuş, gözyaşları içinde çocuklarını bağrına basıp koklamıştı. Ardından yasları sebebiyle Cafer’in ailesine yemek hazırlanmasını emretmişti. (İbn Hişam, III, 436) Peygamberimiz (SAV) daha sonra da bu aileyle yakından ilgilendi. Cafer’in oğlu Abdullah, Allah’ın elçisinin kendileriyle yakından ilgilendiğini şöyle nakletmektedir: “İyi hatırlıyorum, ben ve Hz. Abbas'ın iki oğlu Kusem ile Ubeydullah çocukken bir gün sokakta oynuyorduk. Allah Resulü bir binekle yanımıza geldi. Beni göstererek: “ Şunu bana kaldırın!” dedi ve beni ön tarafına oturttu. Kusem'i de göstererek: “Şunu da kal­dırın!" dedi. Onu da terkisine aldı. Efendimizin amcası olan Abbas Kusem'den çok Ubeydullah'ı severdi. Buna rağmen Resulullah Efendimiz amcasından çekinmedi ve terkisine Kusem'i bindirdi. Sonra üç defa başımı okşadı ve her okşayışında: “Allah’ım! Cafer'in evlatlarına sen sahip çık!” diye dua etti. (İbn Hanbel,205)

Peygamber Efendimiz (SAV)yetimlere bakmanın ve onların ihtiyaçlarını gidermenin müminler için bir sadaka olacağını haber vermektedir: “Abdullah bin Mesud’un karısı Zeyneb şöyle demiştir: Ben, Resulullah’a; ko­cama ve yakınlarımdan korumam altında bulunan birkaç yetime verdiğim nafaka benim için sadaka yerine kifayet eder mi? diye sordum. Resulullah: Söylediğin nafakadan dolayı (yani bu nafakayı veren kadın için) iki ecir vardır: Sadaka ecri ve akrabalık ecri.” buyurdu. (İbn Mace, Zekât, 24)

Dinimiz İslam, yetimlerin gözetilmesini istemiş, onların mallarının haksız bir biçimde ellerinden alın­masını şiddetle yasaklamıştır. Kur’an’da, “Ergenlik çağına erişinceye kadar yetimin malına onun iyiliği için olmadıkça dokunmayın” (En’âm suresi,152) buyrulmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.) de bu konuda son derece hassas davranmış, birçok kez bu konu üzerinde durmuştur. O, bir hadisinde; “Helak edici olan yedi şeyden çekininiz!” buyurmuş da kendisine! “Ey Allah’ın Resulü onlar nedir?” diye sorulmuş, Hz. Pey­gamber de: Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, haklı bir sebep olmaksızın Allah’ın haram kıldığı bir cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum gününde kaçmak, iffetli kadınlara zina iftirasında bulunmak.” cevabını vermiştir” (Ebu Davud, Vesaya, 10). İnsanları helake sürükleyecek şeylerden biri olarak yetimlerin mallarını yemeyi zikreden Peygamberimiz, bu kötü davranıştan müminlerin şiddetle kaçınmalarını istemiştir.

“Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını ok­şarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona se­vap vardır...” (İbn Hanbel, V, 250) buyuran Peygamber Efendimizin Ashabı, bu müjdeye ulaşmak, İslam dininin emirlerine uymak ve yetimleri gözetmek konusunda âdeta yarış ederlerdi. Hazret-i Ömer’in oğlu, sofrasında bir yetim bulunmadan yemek yemezdi. Yolculukta bile, bir yetim bulur, yemeğe öyle başlardı. Şu rivayet onun bu konudaki hassasiyetini göstermektedir: “Hasan’dan rivayet edildiğine göre: “ Bir yetim, İbn Ömer’in yemeğinde hazır bulunurdu.

Bir gün İbn Ömer bir yemek isteyip getirtti de yetimini aradı; fakat onu bulamadı. Nihayet İbn Ömer, yemeğini bitirdikten sonra, yetim geldi. İbn Ömer, onun için bir yemek getiril­mesini istedi, fakat evlerinde yemek yoktu. Bunun üzerine İbn Ömer, kavrulmuş un ve bal getirdi de yetime şöyle dedi: “Bunu al! Vallahi sen aldanmadın. Benim yediğimden daha iyisine sahip oldun.” Haşan şöyle demiştir: “ Vallahi,

İbn Ömer de aldanmadı, çünkü büyük bir sevaba nail oldu.

(Buhari, Edebü’l-Müfred, 60).

 


 

Copyright © 2014
ilimrehberi.com. Her hakkı mahfuzdur.