İlim Rehberi

İlim & Bilgi Rehberiniz

Geçmiş namazların kazası

Geçmiş namazların kazasıKaza namazları nasıl kılınır

Bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti çıktıktan sonra kılmaya kaza denir.

Namaz belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken bir farz olduğu için, mazeretsiz tembellik ve ihmal yüzünden bile bile namazı vaktinde kılmayan kimse günahkâr olur. Peygamber efendimiz , uyuyakalma ve unutmayı bir mazeret kabul etmiş ve bu iki sebepten biriyle bir namazın vaktinde kılınamaması durumunda, hatırlatıldığı vakit kılınmasını söylemiştir. Hz. Peygamber'in bu husustaki ifadesi şöyledir:

“Biriniz uyuyakalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise, hatırladığı vakit o namazı kıtsın; o vakit, kaçır­dığı namazın vaktidir”

Vaktinde kılınamamış olan beş vakit farz namazın kazası farz, vitir na­mazının kazası ise vacip olur. Sünnet namazlar, kural olarak, kaza edilmez.

Namaz belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken bir farz olduğu için, bir özür olmaksızın namazın vaktinde kılınmayıp kazaya bırakılması büyük günahtır ve namazı kaza etmek bu günahı kaldırmaz. Kaçırılan namazı kaza etmek, namazı terk etme günahını kaldırır, fakat vaktinden sonraya bırakma günahını kaldırmaz. Bunun için ayrıca tövbe ve istiğfar etmek gerekir.

Meşru bir mazeret sebebiyle namazın kazaya kalması veya bırakılması günah olmaz. Düşman korkusu veya bir ebenin doğum yapacak kadının ba­şından ayrılması halinde çocuğun veya annesinin zarar göreceğinden korkma­sı meşru birer mazerettir. Nitekim Hz. Peygamber Hendek Savaşı'nda namaz­larını tehir etmiştir. Abdullah b. Mes'ûd'un bu olaya ilişkin anlatımı şöyledir:

“Müşrikler, Hendek Savaşı’nda Resûlullah'ı dört vakit namaz kılmaktan alıkoydular. Nihayet, gecenin Allah'ın bildiği kadar bir kısmı geçtikten sonra Bilâl ezan okudu ve kamet getirdi; Hz. Peygamber ikindiyi kıldırdı; sonra Bilâl kamet getirdi, Hz. Peygamber akşam namazını kıldırdı; sonra kamet getirdi, Hz. Peygamber yatsı namazını kıldırdı.”

Uyku ve unutma gibi bir özür sebebiyle namazı geçen kimse günahkâr olmaz. Çünkü Hz. Peygamber, uyku sebebiyle namazı kılamadıklarından şikâyet edenlere şöyle demiştir:

“Uyku ihmal değildir. İhmal ancak uyanıklık halinde olandır. Sizden biri namazım unutur veya uyku yüzünden kılamazsa, hatırladığı zaman onu kılsın

Ancak namazı kaçırmamak için vaktinde uyanmak üzere tedbir almak elbetteki uygun olur.

 

Hayız ve nifas hallerinde kadınlardan namaz borcu düşer. Yani kadın­lardan bu hallerinde namaz kılmaları istenmediği gibi, bu halde iken kılma­dıkları namazları daha sonra kaza etmeleri de istenmemiştir.

Beş vakit namaz süresince ve daha fazla devam eden akıl hastalığı veya bayılma yahut koma halinde namaz borcu düşer. Ancak bu durumlar beş vakit ve daha az bir müddet devam ederse bakılır: Ayıklığı zaman abdest alıp, iftitah tekbiri alacak kadar bir zaman kalmışsa o vaktin namazını kaza etmesi gerekir.

Hanefiler'e göre kazaya kalmış bir namaz, vakti içinde nasıl eda edilecek idiyse daha sonra kaza edilirken o şekilde kılınır. Meselâ seferde iken dört rek'atlı bir namazı kaçıran kimse bunu ister seferde isterse aslî vatanına döndükten sonra kaza etsin, iki rek'at olarak kılar. Aynı mantığın gereği olarak, normal zamanda kazaya kalmış olan dört rek'atlı bir namazı sefer esnasında kaza edecek olan kişi de sefer haline bakılmaksızın bu namazı dört rek'at olarak kaza edecektir.

Namazı kaza edecek kişi tertip sahibi ise, yani o zamana kadar altı va­kitten fazla namazı kazaya kalmamış bir kimse ise, kaza namazı ile vakit namazı arasında sıraya uyması gerekir. Tertip sahibi değilse bu namazı kaza etmeden diğerlerini kılabilir.

Tertip, üç durumda düşer:

1. Kazaya kalan namazların sayısının vitir dı­şında altı vakit ve daha fazla olması.

2. Vaktin hem kaza hem de vakit namazı kılmaya yetmeyecek kadar sıkışık ve dar olması.

3. Vakit namazının kılmışı sırasında kazaya kalmış namazı olduğunun hatırlanmaması.

Tertip düştükten Sonra, kaza için belirli bir vakit kalmaz; mekruh vakitler dışında istediği zamanda kaza namazı kılınabilir

 


 

Copyright © 2014
ilimrehberi.com. Her hakkı mahfuzdur.